Edward Snowden 2013 yılında Amerikan istihbaratının sırlarını sızdırıp kayıplara karıştığında 29 yaşındaydı. Amerikan Ulusal Güvenlik Dairesi NSA’da bilgisayar uzmanı olarak çalışan Snowden’ın sayesinde dünya, NSA tarafından yürütülen küresel izleme faaliyetini öğrenmişti. O günden bu yana adından çok söz ettiren, bir süredir pek öne çıkmayan Snowden yayımladığı anı kitabıyla yeniden gündemde.

Edward Snowden ‘Permanent Record’ (Silinmez Kayıt) adını taşıyan kitabında o günlere ve istihbarat dünyasına girmeden önceki yaşamına odaklanıyor. Snowden, kitabında internetin popüler olduğu ilk dönemden başlayarak ‘online’ dünyanın kendisini nasıl şekillendirdiğini, ilk ‘hacker’ olma deneyimlerini, sıra dışı eğitimini, 11 Eylül’de sonra aldığı orduya katılma kararını ve daha fazlasını kitabında anlatıyor.

Kitap ayrıca telefon kısa mesajlarından elektronik postalara kadar internetteki her ‘temas’ın kalıcı olduğunu, bir tür gözetim toplumunda yaşadığımızı hatırlatıyor.

Yıllardır sürgünde yaşayan Snowden, başına gelenlere rağmen yaptıklarından pişmanlık duymadığını söylüyor.

Kitap yayımlanır yayımlanmaz okurlardan büyük ilgi görürken, Amerikan Adalet Bakanlığı kitabın içeriğinde gizlilik anlaşmalarının ihlal edildiği gerekçesiyle Snowden’a dava açtı. Amerikan hükümeti Edward Snowden’ı hâlâ ‘kaçak’ olarak nitelendiriyor.

Modern çağın en sıra dışı bilgi sızdırma/casusluk hikâyesinin çevresinde şekillenen kitap, bu yönüyle polisiye romanları da andırıyor.

Laura Poitras, 2014 yapımı ‘Citizenfour’ adlı belgeselde Snowden’ın yaşadıklarına ilk kez ışık tutmuştu. Ünlü yönetmen Oliver Stone ise 2016 yılında Snowden’ın yaşamı hakkında ‘Snowden’ adlı filmi yapmıştı.

Edward Snowden’ın anıları ABD’de Metropolitan Books tarafından yayımlandı.