Yargıtay 16. Ceza Dairesi, MİT TIR’larıyla ilgili gerekçeli kararında Türkiye’nin Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile birlikte gerçekleştirdiği askeri operasyonlarla meşru savunma hakkını kullandığına hükmetti.

Mahkeme, aralarında eski Adana Cumhuriyet Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık, eski Adana Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Hamza Celepoğlu, eski özel yetkili savcılar Aziz Takçı, Özcan Şişman’ın da bulunduğu 54 sanığın mahkum olduğu davanın bin 320 sayfadan oluşan gerekçeli kararında MİT tırlarının durdurulmasının olağan bir adli soruşturma işlemi değil, planlı bir örgütsel organizasyon olduğu sonucuna vardı.

Gerekçeli kararda hükümetin ve MİT’in faaliyetlerini hedef alan olayın bireysel hareket eden kişilerce gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı, bir örgütün faaliyeti kapsamında mensuplarınca gerçekleştirilebileceği kaydedildi.

MİT tırlarının durdurulmasında faillerin tamamına yakınının istihbaratçı, özel yetkili savcı olduğu bildirilen gerekçede, Gülen cemaatinin bu kadrolardaki gücünden istifade ederek olayı planladığı ve icra ettiği aktarıldı.

 

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin gerekçeli kararında, niteliği itibarıyla devlet sırrı mahiyetindeki bilgilerin, istihbarat kurumunun doğası gereği bazı personel tarafından bilinebileceği, bu bilgilerin başkalarına kapalı, alenileşmemiş, gizlenmesinde yarar görülen bir alanda kaldığı belirtildi. Gerekçede, sanıkların amacının ise ‘bu bilgilerin herkes tarafından bilinmesi, orta yere saçılması’ olduğu vurgulandı.

Gerekçede, gerçekten iyi niyetle yapılan bir soruşturmadan bahsetme imkanının olduğu varsayılsa bile Cumhuriyet savcısının ihbara konu tırlarda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili maddeleri kapsamında, arama ve inceleme yapma yetkisinin bulunduğu belirtildi. Bu durumda savcının devlet sırrı olma ihtimali görülen materyalleri muhafaza altına alabileceği ancak bunlarla ilgili mahkeme yerine geçerek araştırma yapamayacağı, bilirkişi incelemesi yaptıramayacağı kaydedildi.

‘ÖRGÜTSEL CESARETLE HAREKET ETTİLER’

Dairenin gerekçesinde, görevli MİT personeli ve diğer yetkililerin uyarılarına ve uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkının kullanılması kapsamında icra edilen faaliyetin suçmuş gibi gösterilemeyeceğinin sanıklar tarafından da bilinmesine rağmen, sanıkların tam bir örgütsel cesaret ve motivasyonla, bilinçli hareket ettikleri vurgulandı.

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin gerekçesinde, sanıkların, olay yerine gereksiz şekilde üç komando timi, iki asayiş timi, bir patlayıcı imha uzmanı, bir olay yeri inceleme timi ve dört istihbarat timini konuşlandırıp devlet sırrına konu materyallerin bulunduğu kapalı dorselerin açılması, numune alınması, görüntü kayıtları yapılması suretiyle bu bilgileri öğrenme hakkı olmayan koruma ve çok sayıda askerin bilgilere erişmesini sağlayarak, sırrı ifşa ettikleri de anlatıldı.