267 cenazenin çıkarıldığı Bitlis'teki Garzan mezarlığı

Garzan Mezarlığında çıkarılan cenazelerden biri Behzat Yıldırım’ın cenazesi. 1992 yılında Bitlis’in Hizan İlçesindeki köyü yakıldıktan sonra İstanbul’a göç etmek zorunda kaldıklarını söyleyen Yıldırım’ın annesi Belkize Yıldırım, oğlunun Kobanê’deki bir IŞİD saldırısında yaşamını yitirdiğini belirterek “Garzan Mezarlığı’nda defnettik. 2017 yılında ise mezarlık yıkılarak çocuklarımızın kemiklerini çıkararak İstanbul ATK’ye getirdiler. İki yıldır çocuklarımızın kemiklerini vermiyorlar. Biz çocuklarımızın kemiklerini istiyoruz” dedi.

DOSYA HAKKINDA GİZLİLİK KARARI 

Davanın avukatlarından Serhat Çakmak, durumu öğrenir öğrenmez cenazeleri almak için Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığına başvuru yaptıklarını belirtti. Savcılık başvurusunda bulunduklarında dosya hakkında gizlilik kararının olduğunu öğrendiklerini ve savcının kendilerine ‘Ailelerden başvuru olur ve başvurulardan netice alındığında cenazeleri tekrardan teslim edeceğiz’ dediğini kaydetti.

‘GİZLİLİK KARAR HUKUKİ GAREBETTİR’ 

Çakmak, “Ama dosyada bir gelişme olmadı. Dosyada gizlilik kararı olması hukuki garabettir. Bir dosya da birileri şüpheli yani suç isnadı ile karşı karşıya ise ceza yargılama kanunu bir dosya da gizlilik kararı alınmayı gerekli görür. Gizlilik kararı yasa koyucunun, suçlunun bir şeyleri örtbas etmemesi için ceza hukukunda maddi gerçeği ortadan kaldırması için yaptığı bir önlemdir. Ama burada cenazelerle ilgili bir tasarruf yapılmış. Burada gizlilik kararının alınması savcılık eliyle yapılmış hukuksuzluğun kamuoyuna duyulmasını engellemek ve kamuoyunun burada gerçeklerin öğrenmesini engellemek için yapılmış. Bize göre dosyanın en önemli argümanlarından biri budur” dedi.

‘BM VE AİHM’E BAŞVURACAĞIZ’ 

Cenazeleri alamadıkları takdirde gerekli yerlere başvurular yapacaklarını söyleyen Çakmak, “Yapılanların insanlığa karşı suç olduğuna ilişkin Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komiserliğine bir başvurumuz olacak. Ayrıca savcılık dosyasının seyrine göre hukuki adımları atmaya devam edeceğiz. Buna uygun yaptığımız bir suç duyurumuz vardı. Suç duyurusunun neticelenmesi ile birlikte önce Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) oradan da sonuç alamazsak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurumuzu yapacağız” şeklinde konuştu.